Keskin Dil | Onuncu Köy Ahalisi

Yaşam, Bir Seçimler Dizgisidir PDF Yazdır ePosta
Yaşam - Seçimlerimiz ve Kararlarımız
Servet Sevinçli tarafından yazıldı   

Gerçekten İstediğiniz Hayatı Yaşıyor musunuz?

“Selcan, her zamanki gibi Dikyamaç Sokağı’ndan geçerek işyerine gidiyordu. Ve yine her zamanki gibi düşleri bir bir yoluna çıkıyordu.

Bu düşlerin ilki ve en büyüğü, onu en çok hüzünlendiren, her zaman içinde kalan ressamlık oluyordu. Resim tutkusu onun için vazgeçilmezdi. Ancak içinde bulunduğu şartlar onu bir deniz ve liman gibi ayrı tutuyordu. Hiçbir zaman ulaşamayacağını bilse de bu düşünü aklından da atamıyordu.
Selcan, maddi olanakları olmayan bir ailede dünyaya geldi. Ailesine destek için küçük yaşta okuldan ayrıldı ve konfeksiyon atölyesinde asgari ücretle çalışıyor.”

Bir kitapsever, bir okuryazar olarak yukarıdaki paragraf gibi bir paragrafı okumayan var mıdır acaba? Değinmek istediğim konu insanların ideal mesleklerinden ne kadar uzakta olduklarıdır.

Üniversite yıllarındayken okumakta olduğumuz bölüm hakkında arkadaşlarımızla konuşma fırsatımız olurdu. Birbirimize başka tercihlerimizin olup olmadığını sorardık. Aslında bunu sormaya gerek yok! Çünkü mevcut eğitim sisteminin halkalarından biri olan üniversiteye yerleştirme sınavları adayları birbiriyle alakasız onlarca tercih yapmaya zorluyor. Bir aday, birbirinden alakasız bölümler yazabiliyorsa bunda bir sorun var demektir. Yani aslında sorun yok gibidir ama bu biraz da hayatın şekillendirmesiyle alakalıdır. Hayat bireyi aşındırarak şekillendiriyor. Bir insan, öğretmen mi olmak istiyor, yoksa sanat üzerine bir araştırmacı mı?

Öğrenci, seçtiği bölümden mezun olunca belki de bu alanda bir ömür çalışacak. Bunun farkında değil. Sistem onu böyle bir karmaşaya itiyor. Sonuçta kişi şartlar dolayısıyla zaman zaman ya tutarsa diyip alakasız bölümler yazabiliyor. Alakasız derken, kişiliği ile uyumlu olmayan, asıl yapmak istediği meslek ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bölümlerden bahsediyorum.

Sanat tarihi üzerine araştırmacı olmak ile öğretmen olmak çok farklı durumlar. Öğretmen olmak ile araştırmacı olmak çok farklı şeyler. Kişiyi biri yıpratmazken diğeri yıpratabilir.

Mutlu, sorunsuz bir çalışma hayatı isteniyorsa birey kendine en uygun alanda eğitim almalı ve çalışmalıdır. Türkiye’de insanlar alakasız oldukları işlerde çalışıyorlar. Ve bu yüzden Türkiye’de işler arapsaçı gibi düzensiz. Hemen hemen kimse istediği mesleği icra etmiyor. Kime sorarsanız içinde kalmış bir meslekten ağzı sulanarak, heyecanlanarak bahsediyor. Bu problem beni hep üzmüştür. Yani insanlar neden istedikleri bir hayatı yaşamasınlar! Sonuçta her şey insan için. İnsan çalışmak istedikten sonra problem yok. Çok ciddi planlamalar ile bu işin üstesinden gelinebilirdi. Bu ciddi planlama iyi bir kontrol mekanizması ile torpilsizleri de ayıklasa yeteneği olmayanlar elenirdi. Geriye kalan ise mesleğini çok seven ve buna göre halka en güzel hizmeti veren insanlar olacaktı.

Tamam belki bu sistemi her alanda uygulayabilmek imkansız olurdu. Ama en önemli kamu hizmetlerinde bunu başarmak toplum huzurunu olumlu etkilerdi. İnsanlar, umutsuz ve mutsuzlar. İnsanlar, birbirlerine tebessüm etmiyorlar. Bu, toplum açısından çok kötü bir durumdur. Mutlu bireyler mutlu toplumlar demek oluyorsa bunun tam tersi yolunda hızla ilerliyoruz demektir. Şu zamanda insanlar,birlerine çatmak için an kolluyorlar gibi. Sadece dikkat etmek yeterli. İnsanımız çok gergin..

Asıl konumuza dönecek olursak, beni asıl hüzünlendiren hep yaşça büyük kişilerle yaptığım konuşmalardır. Biraz empati sonucu o insanın neler hissettiğini anlayabiliriz. Sohbet ettiğim insan, yıllardan bahseder ve bir de yapmak istediklerinden… Anlatırken hüzünlenirler. Yaptıkları seçimler, yaşadıkları yıllar, hepsi birbiriyle alakalı. Seçimler kötü olunca yaşantı da kötü oluyor.. Çünkü bir ömür sevmediğiniz bir mesleği yapmak çok acımasızca. Ama bugünkü Türkiye ve yaşam şartları eve üç kuruş getirmek için bunu mümkün kılıyorsa insanları bir yerden sonra suçlayamayız elbette. Yaşlı insanlar genelde okuyamadıklarından bahsederler. Bu da yaşam şartlarını anlatır bizlere..

Sonuç olarak; herkes sevdiği mesleği yapmalı. Tercih edilmeyen bölümler ise teşvikler ile özendirilmelidir. Bunları uygulayabilmek içinse ekonomisi güçlü bir devlet gerekiyor. Her şey birbiriyle bağımlı aslında. İşini sevenler bireyler zaten ekonomiyi sağlamlaştırır. Ama iyi bir yatırım için iş yine politikacılara kalıyorsa yanlış işte buradadır!

Hep iş, güç, meslek, eğitim, ekonomi gibi laflar ettik. Ama asıl olan yaşamdır. Asıl olan insandır. Ve asıl önemli olan insanın mutlu geçirdiği bir yaşamdır. Siz siz olun çocuklarınıza ya da velisi olduğunuz herhangi bir çocuğa seçimlerinde özgürce davranmasını sağlayın. Bu özgürlükten önce onu özgür olduğunda yanlış kararlara düşmemesini sağlamanız gerekmekte tabi ki.. Eğitim zor bir iştir. Ancak mutlu bireyler için, yaşamı boşa geçmemiş insanlar için bunu yapmalıyız. Kişi seçimlerini iyi yapmalı.

“Yaşam bir seçimler dizgisidir. Hayatımızı yönlendiren yaptığımız seçimlerdir. “

Servet Sevinçli